Stories
A collection of stories from families, teachers, and survivors. Here we listen to those who knew these angels personally.
Müslümanların hatırası: Mühaddise Felahat (Birleşmiş Milletler toplantısı)
"Müdekkep Felahat, iki kızını Minab felaketinde kaybeden bir anne, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde de yankı bulan sarsıcı bir tanıklıkta, çocuklarıyla son vedasını şöyle anlatıyor: "O sabah her zamanki gibi geçti... Ayakkabılarını yan yana koydum, saçlarını taradım. Bu son kez olduğunu gösteren hiçbir işaret yoktu. Dışarı çıkarken, 'Anne, okuldan sonra bizi al' dediler. Bu basit cümle şimdi kafamda binlerce kez tekrar ediyor." İç medyayla yaptığı görüşmede devam etti: "Hiçbir anne, çocuğunu gülümseyerek okula gönderdiğini düşünmez, en sonunda ölümcül bir sessizlikle karşılaşacağını bilemez.""
Mahmoud Zamani'nin Anlatısı (Raziye'nin Babası)
"Mahmud Zamani, Raziye'nin babası, hala her sabah evden okula yürüyerek gidiyor. O, "Raziye o gün sıcak ekmek almakta ısrar ediyordu," diyor. Kızının son gülümsemesini, beyaz ve düzenli bir başörtüsüyle okula doğru koşarken hatırlıyor. Mahmud şimdi tüm zamanını okul bahçesindeki çiçeklere bakmaya harcıyor; her bir çiçeğin o gökyüzündeki meleklerden birinin gülümsemesini hatırlattığını söylüyor."
Makan Nasiri'nin hikayesi (kayıp çocuk)
"Mekan'ın hikayesi, asla iyileşmeyecek bir yarayı anlatıyor. O, olay günü kaybolan ailenin en küçük üyesiydi. Haftalarca okul ve hastaneler arasında yapılan aramalar sonuçsuz kaldı. Mekan'ın odası, olduğu gibi kalmış; oyuncakları bekliyor ve annesi her akşam pencereyi sokağa açıyor, belki bir mucize olur da onun kahkahaları evde yeniden yankılanır diye."
Hikaye-i Mukhtar Zakeri (Selma ve Esra'nın babası)
"Mokhtar Zakeri, a father who lost his two daughters in the Shajareh Tayebeh school incident, recounted the difficult experience of identifying his children in an interview with Iran's national media. According to his statements, due to the intensity of the explosion and the specific conditions at the scene, identifying some victims has been accompanied by many difficulties. Mr. Zakeri shared that he eventually succeeded in finding his daughters through numbers 62 and 70 at the victim identification center. This documented account reflects part of the technical and human challenges that forensic teams have referred to in their reports."
Şekiba Derikund'un hikayesi (Mika'il Mirdorqi'nin annesi)
"Şekiba Derikund, Mikail Mirdorqi'nin annesi, yerel muhabirlerle yaptığı röportajda, Minab okulundaki olaydan sonraki anların detaylarını aktarmıştır. İran medyasında yayımlanan bu tanıklığa göre, oğlu hala sırt çantasını kucaklamış bir halde bulmuştur. Bu kişisel anlatım, Minab yerel topluluğunun büyük bir kesimini etkilemiş olup, New York Times ve Guardian'a göre bir hedefleme hesap hatasından kaynaklanan bir felaketin insani boyutlarını gözler önüne sermektedir."
Doğum, Muhammed Sadra'nın mezarında.
"Mahdi Zarei Pour, the father of Mohammad Sadra, a 9-year-old third grader from Minab School, recounts the last day of his son's life; a day that coincidentally was also his birthday. "That morning, unlike any other, Mohammad Sadra asked me to take him to school myself. As he got out, he embraced me with childlike affection and went to class; I had no idea this would be his last embrace." Minutes after the explosion, Mohammad Sadra's father was among the first to reach the ruins of the school. He says, "Nothing remained of the school except for the piled-up debris. Everyone had come to help; not just for their own child, but to save any child who might still be alive under the rubble. Today is my son's birthday, but we celebrate it at his grave, alongside the memory of that warm embrace.""
Kutsal Ağaç: Bir Amaçtır
"Belgesel raporlar, Minab okulundaki trajedinin bu eğitim merkezinin kasıtlı olarak hedef alındığını göstermektedir. Olaydan birkaç dakika sonra olay yerinde bulunan Kızılay gönüllüsü Abbas Heydari, okulun yakınında hiçbir askeri hedefin olmadığını doğrulamakta ve komşu kışlanın yıllar önce boşaltıldığını belirtmektedir. "Okul sekiz yıldır bu noktada bulunuyor ve herkes onun sivil niteliğini biliyordu," diyor. Kurtarma operasyonu sırasında, gönüllüler 5 öğrenciyi enkaz altından sağ olarak çıkarmayı başardılar, ancak bunlardan biri hastanede hayatını kaybetti. Şehit öğretmen Fatemeh Fadavi'nin eşi, "Üç roketin kısa aralıklarla ateşlenmesi, bu suçun kasıtlı olduğunu gösteriyor. 300 öğrencinin bulunduğu bir okula saldırdılar; bu, uluslararası insan hakları yasalarının açık bir ihlalidir," diyor."
Yıkım gölgeleri Minab'da
"Haftalar sonra, 9 Esfand 1404'teki acı olayın ardından, "Şecere Tayibe" ilkokulunun bedeninde hava saldırılarının izleri hâlâ tazedir. Bir zamanlar çocukların cıvıltısıyla dolu olan bu okul, şimdi bu savaşta sivil kayıpların sessiz bir sembolüne dönüşmüştür; 168 öğrencinin bir anda hayatını kaybettiği bir yer. Minab şehrinin dört bir yanında acı bir çelişki gözlemleniyor. Şehir mezarlığına yakın bir yerde, birçok okulun kurbanının yattığı yerde, bir grup çocuk toprak sahalarda futbol oynamaktadır. Bu çocuk oyunları ile arkadaşlarının mezarlarının yanındaki yakınlık arasındaki çelişki, şehrin atmosferine ağır bir hava katmaktadır. Minab, eğitim altyapısında en fazla zararı gören yerlerden biridir ve 168 öğrencinin yasını tutmak, bu bölgede hâlâ en büyük insani felaket olarak kabul edilmektedir."
Şehit bir yardımcının: Yıkıntıların katmanları ve derin sessizlik
"Kübra Aji Hayderinia, Kızılay gönüllüsü, Minab okulundaki trajedinin ilk anlarını şöyle anlatıyor: "Çalışıyorduk ki korkunç bir ses duydum. Okula vardığımızda, hava dumanla doluydu. Hızla felaketin izlerini toplamaya başladık ki ebeveynler geldiğinde o korkunç manzaraları görmesinler." Derin bir üzüntüyle, bir gece önce birlikte olduğu öğretmen arkadaşlarını anıyor ve şimdi hepsinin şehit olduğunu belirtiyor: "Okul müdürü ve çoğu öğretmenim benim arkadaşım oldu; maalesef hiçbiri hayatta kalmadı. Nefesimi kesen manzaralar gördüm; bir anneyi gördüm ki üç çocuğu da bu okuldaydı ve hepsini kaybetmişti. Keşke en az bir tanesi hayatta kalsaydı.""
Ebedi hatıra olan Macan Nasiri'nin hikayesi: Mavi bir kazak giymiş ve bir ayakkabısı eksik bir çocuk.
"Dokuz yaşındaki Makân Nasiri'nin acı dolu hikayesi, Minab okulunda birinci sınıf öğrencisi olan bu çocuğun bedeninin hiçbir parçasının bulunamamasıyla başlıyor. Ondan geriye kalan tek şey, olaydan 38 gün sonra patlama yerinden yüz metre uzakta ağaçların arasında bulunan buruşuk bir mavi kazak ve bir adet krem rengi spor ayakkabıydı. Annesi Asiye, 40 gün boyunca morglarda ve yıkıntılar arasında çocuğundan bir iz bulmak için aradı; şimdi ise Minab Şehitliği'nde boş bir mezar ve yerel camide bir cam kutu anı var. O, "Makân, 9 Mart sabahı spor kıyafetleriyle okula gitti, mavi kazakını omzuna attı, krem ayakkabılarını giydi; ama asla spor dersine ulaşamadı." diyor. Babası, Makân'ın doğuştan bir özelliği olduğunu, elinin derisinin balık pullarına benzediğini söylüyor; ancak tanınan 156 şehit arasında bu özelliklere sahip hiçbir beden bulunamadı. Makân'ın dosyası "kayıp" olarak kapatıldı; geride kalan tek hatırası, bir cam kutudaki mavi bir kazak."
Müdeh Felehat (Mahiye ve Emin Ahmadzadeh'in annesi, iki şehit öğrenci)
"Müdeccel Felahat, iki kızını Minab felaketinde kaybeden bir anne, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde de yankı bulan sarsıcı bir tanıklıkta, çocuklarıyla son vedasını şöyle anlatıyor: "O sabah her zamanki gibiydi... Ayakkabılarını yan yana koydum, saçlarını taradım. Bu son kez olduğunu gösteren hiçbir işaret yoktu. Dışarı çıkarken, 'Anne, okuldan sonra bizi al' dediler. Bu basit cümle şimdi kafamda binlerce kez tekrar ediyor." İç medyayla yaptığı görüşmede ise şöyle ekledi: "Hiçbir anne, çocuğunu gülümseyerek okula gönderdiğini düşünmez, en sonunda ölümcül bir sessizlikle karşılaşacağını.""
